Çözümün merkezinde taraflar vardır

Arabuluculuk, uyuşmazlığın taraflarının, bağımsız ve tarafsız bir arabulucunun yardımıyla kendi çözümlerini geliştirdikleri bir yöntemdir. Arabulucu iletişimi düzenler, ihtiyaçların anlaşılmasını sağlar ve görüşmeleri yürütür. Tarafların çözüm üretemediği durumda öneri de sunabilir. Anlaşmanın kurulması ise tarafların kabulüne bağlıdır; arabulucu kimseyi belirli bir çözümü imzalamaya zorlayamaz. Bu çerçeve 6325 sayılı Kanun’un 2 ve 3. maddelerinde düzenlenir.

Dava şartı arabuluculukta kanun, belirli davalardan önce başvuruyu zorunlu tutar. Başvurunun zorunlu olması, karşı tarafın talebini kabul etme veya mutlaka anlaşma yükümlülüğü doğurmaz. İhtiyari arabuluculukta taraflar, elverişli bir uyuşmazlık için dava öncesinde veya yargılama sırasında birlikte bu yolu seçebilir.

Hangi konular görüşülebilir?

6325 sayılı Kanun’un 1. maddesi, tarafların serbestçe tasarruf edebildikleri özel hukuk uyuşmazlıklarını esas alır. Bir alacağın ödeme planı, sözleşmeden doğan yükümlülük veya malın teslim biçimi bu çerçevede ele alınabilir. Her hukuki sorun aynı kapsamda değildir: aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar açıkça arabuluculuğa elverişsiz kabul edilmiştir. Uyuşmazlığın niteliği ve uygulanacak özel hükümler ilk aşamada belirlenmelidir.

Gizlilik ve eşit katılım

Tarafların süreç boyunca eşit hakları vardır. Aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, taraflar ve görüşmeye katılan diğer kişiler gizliliğe uyar. Kanun’un 5. maddesi, uzlaşmak amacıyla sunulan teklif ve belirli beyanların sonraki dava veya tahkimde delil olarak kullanılmasına sınırlar getirir. Önceden mevcut bir sözleşme ya da fatura ise yalnızca görüşmede sunulduğu için delil niteliğini kaybetmez.

Görüşmeye hazırlanırken olayların kısa bir tarih sırasını, talep kalemlerini ve temel belgeleri bir araya getirmek yararlıdır. Hangi çözümün uygulanabilir olduğu, ödeme veya teslim için gerçekçi tarihler ve karşı tarafa sorulacak sorular önceden düşünülmelidir.

Anlaşmadan önce metni okuyun

Anlaşmanın hangi konuları kapsadığı açık olmalıdır. Kimin, kime, neyi, hangi tarihte yerine getireceği; varsa taksitler, faiz ve giderler somutlaştırılmalıdır. Kanun’un 18. maddesi uyarınca üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflar yeniden dava açamaz. Anlaşma belgesinin ilam niteliği ve icra edilebilirlik şerhi gerekip gerekmediği, imzalara ve uyuşmazlığa ilişkin özel düzenlemelere göre değerlendirilir.

Kısmi anlaşmada çözülen konular ile görüşmeye rağmen açıkta kalan talepler ayrı ayrı yazılmalıdır. İmzadan önce belgenin bir örneğinin alınması ve üstlenilen yükümlülüklerin anlaşılması, sonraki uygulamayı kolaylaştırır.

Bu yazı genel bilgilendirme içindir. Somut olayın tarafları, tarihleri ve özel hükümleri farklı bir değerlendirme gerektirebilir.
← Tüm rehberlere dön